Zemheri

HAVA da soğuk mu soğuk. Mevsimi geçiyor  kar yağmadı Ankara'ya. Kuru ayaz var, dün dışarı çıktım on dakika içinde buz kestim resmen, kar yağsa hava ısınacak, çocuklar kardan adam yapacaklar, bir tane havuç, birkaç tane de kömür parçası yeterli olacak kardan adam yapmaları için... Tabi kömür bulabilirlerse.

 ÇOCUKLUK ve ilk gençlik yıllarımda "kış"ı "kış" gibi yaşardık. Sözgelimi 1984 kışından bir günü hiç unutmadım: Kayseri'nin bir kenar mahallesinde oturuyorduk, ilkokul dördüncü sınıftaydım. Okul  evimizden 2km falan uzaktaydı. Bir sabah okula gitmek üzere evden çıktım, bir kar, bir tipi. bir soğuk... Okula doğru yürüyorum, daha doğrusu yürümeye çelışıyorum, yolun yarısına falan gelmiştim ki, adım atacak gücüm kalmadı, geri dönmeyi de göze alamıyorum, bu arada yoruldum ve uykum geldi, üstüne üstlük çevrede kimse yok, çaresizlik içinde olduğum yerde durdum, sağıma soluma bakınıyordum ki omuzuma bir el dokundu. Yanımda bir adam olduğunu farkettim. "Üşümüşsün" dedi adam ve hangi okula gittiğimi sordu, söyledim. Atkısını çıkarıp benim yüzüme sardı, elimden tutarak beni okulumun kapısına dek götürdü. İlk ders bitmek üzereydi, Saliha öğretmenim neden geç kaldığımı sordu, anlattım. Sobanın en yakınındaki sıraya oturmamı söyledi. Sonra da "havalar çok soğuk olduğunda okula gelme! Tolga" dedi.

 BU yazıyı ofiste yazıyorum, dışarıya bakıyorum arada bir, kar yağıyor mu diye. Yok kar yok. Yalancı bir güneş var. Dikmen sırtları, Maliye Bakanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı görünüyor. Sol tarafta  Çankaya tepesi... Masamın üstünde ise, büro malzemelerinin dışında,  iki başucu kitabım var; G. Politzer'in "felsefenin temel ilkeleri" ile Montaigne'nin "denemeler"i.

İLK kez bir yazıyı içimden geldiği gibi yazdım, akışına bırakarak.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !