Yeni Kitaplığım

YENİ bir kitaplık aldım  kendime. Ne yapayım, kitaplarım o kadar çoğalmıştı ki, masanın üstünde, kıyıda köşede, muhtelif yerlerde karşıma çıkıvermeleri sinirimi bozmaya başlamıştı. Yeni kitaplığımı eskisinin hemen yanına konuşlandırdım. Ardından tüm kitaplarımı bir yerde toplayıp, özene bezene dizmeye başladım. Bu arada kitaplarını çok seven, okumanın yanı sıra bir manzara seyreder gibi kitaplarını seyreden, sık sık onların tozunu alan biri olduğumu belirteyim. Bir de her aldığım kitabın ön sayfasındaki boşluğa adımı ve aldığım tarihi yazarım. 

İLK olarak eski kitaplığımın alt rafına diktim gözümü; Yaşar Kemal ile C.  Aytmatov'un kitaplarını dizdim bu rafa. Otuzdan fazla Yaşar Kemal kitabını özenle yeni yerlerine  yerleştirdim. Aytmatov'un uzun öykülerini ve birkaç romanını da ekleyince raf doldu. Bu iki yazarı birbirine çok yakın bulurum ben; ikisi de ağırlıklı olarak doğup yaşadıkları çoğrafyayı yazmışlardır (Çukurova ve Kırgız bozkırları), ikisi de insanın insanla ve insanın doğayla mücadelesini yazmışlardır, ikisinin betimlemeleri de uzar gider...

BİR üst rafa Jack London'ın serüven ve denizcilik romanlarını, Maksim Gorki'nin genellikle Rus proletaryası ve köylüsünü yazdığı romanları ile öykü kitaplarını ve Steinbeck'in insanın kaderiyle hesaplaşmasını anlatan romanlarını dizdim. Bu üç yazarla başlamıştım okuma serüvenime ve şimdi de okumaktan keyif alıyorum.

ÜÇÜNCÜ rafa Muzaffer İzgü'nün  iki düzineyi bulan gülmece kitapları ile Aziz Nesin'in yine aynı türde roman ve öykülerini sıraladım. Böylece, İzgü'nün bir otobüs yolculuğunda ya da parkta rahatlıkla okunabilen   kitaplarının yanında, Nesin'in içinde kimi zaman ironi, kimi zaman kara mizah bulunan zekice yazılmış kitapları görünmeye başladı. 

ESKİ kitaplığımın  üst rafında ise, yıllar önce okuduğum  Şolohov'un dört ciltlik epik romanı "Durgun Don"u,  Umberto Eco'nun, Amin Maalouf'un, G. Marquez'in romanları ile Elif Şafak ve Orhan Pamuk'un (Türkiye'nin en çok satan iki yazarı)  kitapları yer buldu kendine.

SIRA geldi yalnızca üç rafı olan yeni kitaplığımı düzenlemeye. Yine alt raftan başladım işe; İletişim Fakültesi'nde (1997 mezunuyum) ders kitabı olarak okuduğum  ve bugüne kadar getirebildiğim kimi kitaplardan: Emin Özdemir'in kitabı "yazınsal türler"i, Metin İnceoğlu'nun "tutum algı iletişim"i, Cahit Talas'ın "toplumsal politika"sı, J. Kean'in "medya ve demokrasi"si, Oya Tokgöz'ün "temel gazetecilik"i  ve gözüme iliştiğinde içimde birşeylerin ezildiğini duyumsadığım Ahmet Taner Kışlalı hocamın iki kitabı "siyaset bilimi" ile "siyasal çatışma ve uzlaşma"sı.

YENİ kitaplığımın orta rafı deneme kitaplarına ev sahipliği yapmaya başladı. Salah Birsel'in, Nermi Uygur'un, Oktay Akbal'ın, Murathat Mungan'ın, İlhan Selçuk'un, Doğan Hızlan'ın  kitaplarının yanında, hemen her kitaplığa kendine ayrılan kontenjandan giren, Montaigne'nin "denemeler"i gözünüzden kaçmayacaktır.  Rafta boş kalan bölüme ise Hıfzı Topuz'un tarihi romanlarını ekledim.

İŞİN sonuna gelmiştim. Orhan Veli'nin, Nazım Hikmet'in, Attila İlhan'ın, Cemal Süreya'nın şiir kitapları ile birkaç şiir antolojisi yeni kitaplığımın üst rafında boy göstermeye başladı.

YAZIMI okuyup da öyle çok sayıda kitabım olduğunu falan sanmayın. İki yüzden biraz fazla kitabım var, okumadığım kitabı kitaplığıma koymam. Bununla birlikte kitaplığımda bulunmayan yüzlerce kitabı okumuşumdur. Ödünç verdiğim kitaplarım iade edilmiş olsaydı ki sayısı yüze yakındır, bir kitaplık daha almam gerekirdi.

HERKESE iyi okumalar.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !