MOMENTUM

1989-90 öğrenim yılı. Lise ikinci sınıftayım (5 Mat E), Kayseri Fevzi Çakmak lisesi'nde. Şimdi tam olarak anımsamıyorum ama sanırım sınıfta  65-70 öğrenciydik. Sınıfın dolayısıyla okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim, çünkü bizim sınıf okulun en başarılı öğrencilerinin bir araya getirildiği bir sınıftı. Sözel derslerde notlarım olabildiğince yüksek, matematikte de sorun yok. Bununla birlikte fizik ve kimya ile aram hiç iyi değil.


İkinci dönemdeyiz, ilk yazılıları olduk. Notlar birer birer belli oluyor ve sonuçlar benim için oldukça güzel. Fizik yazılısının sonucu açıklanırken; Mustafa Hoca (Karapaça) "Tolga Acar: 3 (10 üzerinden) dedi. Kendimi çok kötü hissettim, yerin dibine geçtim. Rakiplerimin bana bakıp kıs kıs güldüklerini, içten içe mutlu olduklarını düşündüm çünkü. Sınavım iyi geçmemişti ama en azından  beş - altı alırım diyordum. Yediden aşağı notum yoktu, yalnızca kimya altı idi. O moral bozukluğu içinde, kimseyle tek kelime konuşmadan eve döndüm. O değil, "teşekkür" elden gidecek.


Sınıfta bir arkadaşım vardı, sınıfımızın tembel öğrencilerinden. Mustafa Hoca'dan özel ders alıyor, fizikten. İkinci ve son yazılıdan bir gün öncesinin akşamı arkadaşım fizikten son özel dersini alacaktı. Son ders olduğuna göre Mustafa Hoca  önemli! konuları anlatır diye tahmin ettim. Konuştum arkadaşımla ve sabahın beşinde kalkıp, daha gün doğmadan, arkadaşımın evinin yolunu tuttum; çünkü okulda dersler yediyi on geçe başlıyordu ve ilk ders saatinde fizikten yazılı vardı. Her neyse çaldım kapısını ve "ne yaptınız derste, hoca ne anlattı" diye sordum. Defterini getirdi ve "şu beş soruyu çözdürdü" dedi. Hemen soruları ve cevaplarını ezberledim. Tahmin edebileceğiniz gibi yazılıda cevaplarını ezberlediğim beş soru çıktı ve kendimi tutamayıp soruları eksiksiz yaptım. Bununla birlikte on dakikadan az bir sürede çözebileceğim soruları oyalana oyalana, düşünüyormuş gibi yaparak, aheste aheste çözdüm ki Mustafa Hoca kuşkulanmasın...


Sonraki hafta fizik yazılısı sonuçları açıklanacağı gün okula gitmedim, korkudan. Ya Mustafa Hoca soruları aldığımı anladıysa... Anladıysa dayaklardan dayak beğen (hoca çok sert, bir keresinde favorilerim uzun diye sol kulağıma tokat yumruk karışımı bir darbe indirmişti, iki hafta duyamamıştım), eylüle bırakır beni, eylülde de geçirmez, diğer öğretmenlerin hakkımdaki olumlu düşünceleri tepetaklak olur, ailem de öğrenirse...


Ertesi gün gittim okula. İlk işim fizikten kaç aldığımı sormak oldu. "On almışsın" dedi arkadaşlar. "Hoca başka bir şey söylemedi mi" diye sordum bu sefer, en yakın arkadaşım Hakan Güney yanıtladı: "Bu çocuk on alamaz ya bu işte bir iş var, dedi" diye. Üzerimden ağır bir yükün kalktığını duyumsadım. Fizik dersi karneme yedi düşüyordu ve sadece bir puan farkla teşekkür alabiliyordum. Üç alarak kaybettiğim prestijimi de büyük ölçüde kazanmıştım.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !