Her Eylüle İsyan Gibi

OKULA başladığım aydı, Çanakkale'de oturuyorduk. Babamın sabahın erken saatinde, anneme "ihtilal olmuş" dediğini anımsıyorum. Sonra aralarında uzun bir konuşma, karşılıklı sorular ve yorumlar olmuştu. Hiç birşey anlamamıştım. Annem evimize çok yakın olan okuluma kadar götürmüştü beni.

İLERLEYEN günlerde yaşananlar da olağan dışıydı; sokaklarda devriye gezen, her köşebaşında nöbet tutan askerler... Televizyonda  da sürekli onlar konuşuyor, sıkıyönetimden ve olağanüstü halden söz ediyorlar. Annem kardeşimle akşam saatlerinde dışarda oynamamıza izin vermiyor, "sokağa çıkma yasağı var", "askerler sizi alıp götürür" diyor. Ve korkumuzdan evden çıkamıyoruz. O güne değin her biri gözümde bir kahraman olan Türk askerlerinin neden birdenbire korkulan adamlar oluverdiklerini algılayamamıştım çocuk aklımla, ben de korkmuş ve kaçmıştım onlardan. İnsanlar tedirgin ve güvensizdi, okulda öğretmenler de...

UZUN yıllar sonra öğrendim neler olduğunu. 12 Eylül 1980 tarihinde bir darbe ile ordunun yönetime el koyduğunu, Türkiye'de toplumsal ve ekonomik yapının yeniden biçimlendirildiğini, darbe öncesinde yaşanan terör olaylarının bir günde sona erdiğini... Bu arada okuduğum kitaplardan ve izlediğim filmlerden söz konusu dönemde yaşanan dramları öğrendim, siyasi olaylara aktif olarak katılmış, işkence görmüş, "içerde" yatmış olanlardan dinlediklerimi saymıyorum.

YOO politik bir ileti vermek kaygısıyla yazmıyorum bu yazıyı. Zaten politikayı sevmem de. Yakın tarihimizde yaşanmış önemli bir olayın, altı yaşında bir çocuk üzerinde neden olduğu travmayı dile getirmek amacım. Bununla birlikte 12 Eylülü ve aktörlerini eleştiri hakkımın olduğu kanısındayım.

NETEKİM sonuna kadar eleştiriyorum ama bu ayrı bir yazı konusudur.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !