Bozuk para

Önceki gün eski bir arkadaşımı ziyarete gittim, Cebeci'ye. Uzun süredir görüşmüyorduk.  Geçmişten, bugünden ve geleceğe ilişkin tasarılarımızdan söz ettik. Çaylar, kahveler birbirini izledi. Sohbet hepsinden güzeldi ama.  İstemeyerek de olsa eve dönmek üzere Kızılaya doğru yürümeye başladım.


Kurtuluş Parkından geçerken biraz soluklanmak için, öğrenciyken de sıkça yaptığım gibi bir banka oturdum; az sonra yanıma  yirmi - yirmi beş yaşlarında bir genç (bakar mısınız genç diyorum, sanki ben yaşlıyım) yaklaştı. Cebinden yüz milyon lira çıkardı. Bozar mısın dedi. Bozuk param yok dedim. Gerçekten de yoktu. Hiç bir zaman yanımda çok para taşımam. Nasıl yok , iyi bak dedi. Yok dedim tekrar. Yine de ayrılmadı yanımdan.


Ardından bir genç daha geldi. Ne var ne oluyor dedi. Paramı bozmuyor dedi ötekisi. Birbirlerini tanıyorlardı. Komplo olduğunu anlamıştım.  Nasıl bozmaz diye söylendi yeni gelen. Tedirgin olmaya başlamıştım. Beni çok rahat gasp edebilirlerdi. Hava kararmıştı çoktan. Bozuğum yok, olsa bozarım diye yineledim. Elli milyon uzattı yeni gelen; bunu da mı bozamazsın diye sordu. Hayır bozamam dedim. Cüzdanımı çıkarıp gösterdim, yeterli param olmadığını gördüler. Tamam, başka yerde bozdururuz dedi biri. Sonra bana dönüp, yanında çok para bulundur, ne olur ne olmaz dedi ve uzaklaştılar.


Bu olayı bir arkadaşıma anlattım birkaç gün sonra. Arkadaşım ben biliyorum onları dedi. Senin verdiğin parayı alır ve kaçarlar, bir çeşit kapkaçtır bu dedi.


Bu tip dolandırıcılık olaylarını gazetelerde okurdum, televizyonlarda izlerdim, kimi zaman da duyardım...  Bir gün benim de başıma gelebileceği hiç aklıma gelmemişti. Neyse ki herhangi bir zarar görmedim; dikkatli olurum bundan sonra.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !